Hasret diyarında yanarken böyle Yüregim harlanıp yakılmadan gel Tükenirken ömür, günlerle, ayla Bedenim toprağa, sokulmadan gel Kandırmasın seni hasret matemi Boğmasın sevdamı gözlerin nemi Gönlümde eserken aşkın meltemi Yelkeni düşürüp, yıkılmadan gel Kerbelâ olsada, kuzeyde göller Türkümüzü çalsın sazdaki teller Gönül bahçesinde açmışken güller Dalında kuruyup, dökülmeden gel Her aşkın çizgisi incedir ince İsmin dolanırken, dilimde hece Karanlık basınca tenha bir gece Eşine, dostuna, takılmadan gel Keşişlemeden gel çekeyim nefes İmbat rüzgârı ol, bedenimde es Yeşermişken gönül gözümde heves Boynum iki yana, bükülmeden gel Necati diyor ki! Kapılar açık Çekinme yavaşça merdivenden çık Eğer hakkın ise bir Beyaz duvak Giy gelinliğini sıkılmadan gel
Beliz Gözlerin
Şu kulluk akdimde rabbime karşı, Diz çöküp kıldığım namaz gözlerin. Bir kuşluk vaktinde kıbleye karşı, El açıp ettiğim niyaz gözlerin. Kor düşen bağrımda köz olsa parem, Yad elin dilinde söz olsa yarem, Kaf dağın başında kar değil çarem, Dermanı umduğum deniz gözlerin. Lafzımı lüzumsuz serzeniş sayma, Riyayla karışmış söyleyiş sanma, Mahşerde sırattan geçerim amma, Geçmeye korktuğum dehliz gözlerin. Dolsa da miyadım ömür hanemde, Solsa da ümidim senden son demde, Her sabah suyunu gönül haddemde, Süzüp de verdiğim filiz gözlerin. Ben bir celal şahtım kendi başıma, Kaç gönül var ahım çekti aşkıma, Bir gün garip diye alın yazgıma, Feleğin düştüğü beliz gözlerin.